November 3, 2017

Hac Nedir, Nasıl Yapılır

Hacc, Mekke’ye gitmeyi kasdetmektir. Çünkü tavaf ibadeti, sa’y, Arafat’ta vakfe ve diğer hacc menasiki, Allah’ın emrine icabet etmek ve onun rızasını kazanmak içindir. Hacc İslam’ın beş temel esasından birisi olup, dinin zarurî olarak bilinmesi gereken farzlarından biridir. Haccın farz olduğunu inkâr eden kâfir olup İslâm’dan dönmüş sayılır. Alimlerin çoğunluğunun kabul ettiği görüşe göre haccın farz oluşu Hicret’ten sonra altıncı senede olmuştur. Çünkü “Allah için hacc ve umreyi tamamlayınız” (Bakara: 196) ayeti altıncı senede nazil oldu. Bu ayette geçen “tamamlayınız” ifadesiyle hacc farzının başladığı murad edilmiştir. Alkame, Mesruk ve İbrahim Nehai’nin “Haccı ikame ediniz.” şeklindeki kıraatleri bu görüşü kuvvetlendirmektedir. (Bu rivayeti Taberani sahih bir senedle nakletmiştir.) İbn Kayyım ise, haccın farziyetinin dokuz ve onuncu senede olduğu görüşünü tercih etmiştir.

“Doğrusu insanlar için ilk kurulan ev, Mekke’de âlemler için mübarek ve hidayet kaynağı olan Kâbe’dir. Orada apaçık deliller vardır. İbrahim’in makamı vardır. Kim oraya girerse güvenlik içinde olur. Oraya yol bulabilen insana, Allah için Kâbe’yi hacc etmesi gereklidir.” (Âl-i İmran:96-97)

HACCIN FAZİLETİ

Şari’ hacc farizasını eda etmeyi teşvik etmiştir. Bu konuda gelen rivayetlerden bazıları aşağıdadır:
Haccın Amellerin En Faziletlisi Olduğu Hakkındaki Rivayetler;
Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Rasulullah sallahu aleyhi ve sellem’e “Hangi amel daha faziletlidir?”diye sorulduğunda Rasulullah sallahu aleyhi ve selem; “Allah’a ve Rasulüne inanmaktır.” buyurdu. “Sonra hangisidir?” diye sorulunca; “Allah yolunda cihat etmektir.” buyurdu. “Bundan sonra hangisidir?” diye sorulunca, Rasulullah sallahu aleyhi ve sellem “Kabul olunmuş (mebrûr) hac’dır.” buyurdu. (“Hacc-ı Mebrur”; içine günah karışmayan hac’dır.) Hasan (r.a.): “Hacc-ı Mebrur; dünyada zahid olup ahireti isteyerek dönülen hac’dır.” demiştir. Hasen bir senedle merfu’ olarak rivayet olunduğuna göre hacc-ı mebrur, yemek yedirmek ve yumuşak kelâm konuşmaktır.)
Haccın Cihad Sayıldığı Hakkındaki Rivayetler
Hasan bin Ali (r.a.)’den rivayet olunduğuna göre; bir adam Nebi aleyhisselam’a gelerek: Ben korkak ve zayıf biriyim” deyince, Rasulullah da ona: “İçinde şiddet bulunmayan bir cihada (hacca) gel.” buyurdu. (Hadisi Abdürrezzak ve Taberani rivayet etmiştir. Hadisin râvileri sika (güvenilir)dir.)
Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet olunduğuna göre Rasulullah sallalahu aleyhi ve selem: “Yaşlıların, zayıfların ve kadınların cihadı hacdır.” buyurdu. (Hadisi Nesai hasen bir senetle rivayet etmiştir.)
Aişe (r.a.)’den rivayet olunduğuna göre; o şöyle demiştir: “Ya Rasullallah , cihadın en faziletli iş olduğunu görüyoruz. Biz kadınlar da cihada katılmayalım mı?” dedim. Bunun üzerine Rasulullah sallalahu aleyhi ve selem: “Fakat, cihadın en faziletlisi Hacc-ı Mebrur’dur.” buyurdular. (Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.)
Buhari ve Müslim’in Aişe (r.a.)’den rivayet ettiklerine göre Aişe (r.a.) şöyle demiştir: “Ya Rasulullah, biz kadınlar sizinle beraber gazaya ve cihada katılmayalım mı?” dedim. Rasulullah sallalahu aleyhi ve selem: “Fakat cihadın en güzeli ve en iyisi Hacc-ı Mebrur’dur” buyurdular. Aişe (r.a.) demiştir ki; “Rasulullah’dan bu sözü duyduktan sonra, hacca gitmeyi terketmezdim.”
Haccın Günahları Yok Ettiği Hakkında Gelen Rivayetler
Ebu Hureyre (r.a)’den rivayet olunduğuna göre o demiştir ki; Rasulullah sallalahu aleyhi ve selem şöyle buyurdu: “Kim Allah için hacc eder ve o esnada zevcesine yaklaşmaz, günah da işlemezse, anasından yeni doğmuş gibi günahsız olarak döner.” (Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmiştir.)
Amr İbnül-As (r.a.)’dan rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: “Allahu Teala İslam’ı kalbime koyduktan sonra Rasulullah’a gelerek “Ya Rasulallah, elini uzat ta seninle biatlaşalım” dedim. Bunun üzerine Rasulullah elini uzatınca, ben elimi geri çektim. Rasulullah “Ya Amr, ne oluyor sana?” deyince, “Ben de şart koşuyorum” dedim. Rasulullah “Neyi şart koşuyorsun?” diye sorunca, ben de “Bağışlanmamı”, dedim. Bunun üzerine Rasulullah “Bilmiyor musun; müslüman olmak, önce geçen hataları yok eder, hicret, geçen günahları yok eder, Hacc da geçen günahları yok eder” buyurdular. (Hadisi Müslim rivayet etmiştir.)
Abdullah b. Mes’ud (r.a.)’dan rivayet olunduğuna göre, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Haccın ardından umreyi de yapın; ikisini birleştirin, çünkü körük, demirin, altının ve gümüşün kirini nasıl giderirse hacc ile umre de fakirliği ve günahları öylece giderir. Mebrur haccının da sevabı ancak cennettir.”
(Hadisi Nesai ve Tirmizi rivayet etmiş, Tirmizi sahihlemiştir.)
Hacıların, “Allah’ın Evinin Ziyaretçileri” Olduğu Hakkındaki Rivayetler
Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet olunduğuna göre Rasulullah sallalahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Hacılar ve umre yapanlar Allah’ın evinin ziyaretçileridir. Eğer Allah’a dua ederlerse, Allah onların duasını kabul eder. Eğer Allah’tan mağfiret dilerlerse, Allah onları bağışlar.” (Hadisi Nesai ve İbn Mace rivayet etmiş, İbn Huzeyme ve İbn Hibban da sahihlerinde şu lafızla rivayet etmişlerdir: “Allah’ın ziyaretçileri üçtür. Hacca giden, umre yapan ve gazi.”)
Haccın Sevabının Cennet Olduğu Hakkında Gelen Rivayetler
Buhari ve Müslim’in Ebu Hureyre (r.a.)’den rivayet  ettiklerine göre Ebu Hureyre (r.a) demiştir ki: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir umre ikinci umreye kadar aralarındaki bir senelik günahlara kefarettir. Mebrur haccının mükafatı da ancak cennettir.”
İbn Cureyc’in hasen bir senetle Cabir’den rivayet ettiğine göre Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Bu beyt (Kâbe) İslam’ın direğidir. Her kim hacc veya umre yapmak için bu beyti ziyaret ederse, Allah’ın kefaretine girmiş olur. Eğer Allah ruhunu alırsa onu cennete koyar, eğer ruhunu almaz da yaşatırsa onu mükafat ve ganimetle geri döndürür.”
Hacda Nafakanın Fazileti
Büreyde (r.a.)’den rivayet olunduğuna göre o demiştir ki Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Hacc için hazırlanan nafaka, Allah yolundaki nafaka gibidir. Her dirheme yedi yüz misli fazilet verilir.” (Hadisi İbn Ebi Şeybe, Ahmed, Taberani, Beyhaki rivayet etmiştir. Hadisin isnadı hasendir.)

HACC ZAMANI ZİYARET YERLERİ :

Mekke :
1- Hz. Peygamber (s.a.v.)’in doğduğu ev. 2- Cennet’ul Ma’la mezarlığı. 3- Cin Mescidi. 4- Sevr Dağı. 5- Cebel’ül Rahmet (Arafat Dağı). 6- Müzdelife, 7- Cemerat (Şeytan taşlama yeri). 8- Hira Dağı (Nur Dağı).
Medine :
1- Mescid-i Nebevî ve Ravza-i Mutahhara ziyareti  2- Cennet’ul Baki’ 3- Mescid-i Nebevî civarındaki muhtelif mescidler  4- Uhud  Şehitliği ve Dağı  5- Kıbleteyn Mescidi (İki kıbleli Mescid)  6- Yedi Mescidler (Hendek savaş alanı)  7- Koba Mescidi (Hicret esnasında Medine girişinde bina edilen mescid).
HAC NASIL YAPILIR

– Hac öncesi ilk hazırlıklara önkayıt ile başlanmalı.

– Adayın hangi seyahat çeşidi ile gideceği (normal, yemekli, müstakil odalı otel, lüks otel) belirlenmeli.
– Belirtilen sürede kesin kayıtları yapılmalı, pasaport ve eksik evraklar tamamlanmalı.
– Belirtilen camilerdeki hac seminerlerine katılmalı.
– Ücretsiz verilen valiz ve eşyalar alınmalı.
– Kafileler belirlendiğinde kafile toplantısına katılmalı.
– Adayın hangi hac çeşidini yapacağı belirlenmeli.
– Uçuş günü öğrenilmeli ve gideceği seyahat tipine uygun eşya hazırlanmalı.
– Yola çıkmadan önce gusül abdesti alınmalı ve iki rekat ihram namazı kılınmalı.
– Havaalanına enaz 5 saat önce gidilmeli.
– Havaalanında kafile görevlileri ile buluşulmalı.
– Uçak bileti, kimlik kartı ve pasaport alınmalı.
– Önce Mekke’ye gidiliyorsa havaalanında ihram giyilmeli.
– Eşyalar uçuş görevlilerine teslim edilmeli.
– Polis noktasından geçilmeli ve uçağa binilmeli.
– Kafile görevlileri uçakta adayların niyet etmelerini sağlamalı ve hep birlikte telbiye getirilmeli.
– Mikat sınırlarına gelindiğinde ihram yasaklarına riayet edilmeli.
– Uçaktan havalimanına inilmeli ve giriş muamelesi kadınlar için ayrı erkekler için ayrı gişeden yapılmalı.
– Adaylar pasaport kontrolü sonrasında salonda uçağa verdiği eşyalarını bulmalı.
– Valiz kontrolünü yaptırdıktan sonra pasaportuna Mekke-Medine ziyaretleri otobüs biletlerini görevliler iliştirmeli.
– Adaylar valizlerini oradaki araca topluca koymalı ve hacılarının havaalanındaki toplanma yerine eşyalar götürülmeli.
– Adaylar havaalanından kendilerine ücretsiz tahsis edilen otobüslere binmeli ve pasaportlarını görevlilere teslim etmeli.
– Otele yerleştikten sonra Medine’de Mescid’e Mekke’de Kabe’ye ilk gidiş görevlilerle yaplmalı.
HACC’IN ÇEŞİTLERİNE GÖRE YAPILIŞI
Bilindiği gibi üç çeşit Hac vardır. Bunlar :
– Hacc-ı İfrad, yalnız Hac için ihrama girilerek yapılan hacca denir.
– Hacc-ı Kıran, Hac ile Umre’yi tek ihram içinde yapmaya denir.
– Hacc-ı Temettü ise, Umre ve Hac için ayrı ayrı ihrama girerek ikisini birlikte yapmak demektir.
En faziletli hac şekli, Kıran, sonra Temettü, sonra da İfraddır.
İFRAD HACCI’NIN FARZ, VACİP VE SÜNNET OLAN MENASİKİ
Aşağıdaki Sıraya Göre Yapılır
– Elbiseni tamamen soyunup ihram örtülerini sarınmalı.
– İki rekât ihram namazı kılmalı.
– Hacca niyet edip telbiye getirmeli. (İhram yasakları başlar.)
– Kudüm tavafını yapmalı
– İki rekât tavaf namazı kılmalı. (Hac sa’yini Arafat’a çıkmadan önce yapmak isteniyorsa, kudüm tavafından sonra yapmalı.)
– Haccın sa’yini yapmalı.
– Arafe günü Arafat’ta bulunmalı.
– Arafat’ta öğle ve ikindi namazını cem’i takdim ile kılmalı.
– Müzdelife’de akşamla yatsı namazlarını birleştirerek yatsı vaktinde cem’i te’hir ile kılmalı.
– Müzdelife’de sabah namazından sonra vakfe yapmalı.
– Bayramın birinci günü büyük şeytana 7 taş atmalı.
– Tıraş olup ihramdan çıkmalı.
– Bayramın ikinci ve üçüncü günleri sırasıyla küçük, orta ve büyük şeytana 7’şerden 21 taş atmalı.
– Bayramın üç günü içerisinde ziyaret tavafını yapmalı.
– Tavaf namazını kılmalı.
– Arafat’a çıkmadan önce yapmadıysan, ziyaret tavafından sonra haccın sa’yini yapmalı.
– Mekke’den ayrılmadan Veda Tavafını yapmalı.
– İki rekât tavaf namazı kılmalı. (İster farz veya vacip, ister sünnet veya nafile olsun, her tavaftan sonra iki rekât tavaf namazı kılmalı. Tavaf bittiğinde kerahet vakti ise, bu namaz kerahet vakti çıktıktan sonra kılınmalı.)
TEMETTU HACCI’NIN FARZ, VACİP VE SÜNNET OLAN MENASİKİ
Aşağıdaki Sıraya Göre Yapılır
– Elbiseni tamamen soyunup, ihram örtülerini sarınmalı.
– İki rekât ihram namazı kılmalı.
– Temettü haccı için umreye niyet edip telbiye getirmeli. (İhram yasakları başlar.)
– Umre tavafını yapmalı.
– İki rekât tavaf namazı kılmalı.
– Umrenin sa’yini yapmalı.
– Tıraş olup ihramdan çıkmalı.
– İhramsız normal kıyafetlerle hac beklenmeli. (İhram yasakları kalkar.)
– Arefe gününden bir gün önce tekrar İhram örtülerini sarınmalı.
– Hacca niyet edip telbiye getirmeli. (İhram yasakları başlar.)
– Haccın sa’yini yapmalı. (Haccın sa’yini Arafat’a çıkmadan önce yapmak isteniyorsa, kudüm tavafından sonra yapmalı.)
– Arafat’ta vakfeye durmalı.
– Arafat’ta öğle ve ikindi namazını cem’i takdim ile kılmalı.
– Müzdelife’de akşamla yatsı namazlarını birleştirerek yatsı vaktinde cem’i te’hir kılmalı.
– Müzdelife’de sabah namazından sonra vakfe yapmalı.
– Bayramın birinci günü büyük şeytana 7 taş atmalı.
– Kurban kesmeli veya kestirmeli.
– Tıraş olup ihramdan çıkmalı.
– Bayramın ikinci ve üçüncü günleri sırasıyla küçük, orta ve büyük şeytana 7’şerden 21 taş atmalı.
– Bayramın üç günü içerisinde Ziyaret Tavafını yapmalı.
– İki rekât tavaf namazı kılmalı.
– Arafat’a çıkmadan önce yapılmadıysa, haccın sa’yini yapmalı.
– Mekke’den ayrılmadan Veda Tavafını yapmalı.
– İki rekât tavaf namazı kılmalı. (İster farz veya vacip, ister sünnet veya nafile olsun her tavaftan sonra iki rekât tavaf namazı kılınmalı. Tavaf bittiğinde kerahet vakti ise, bu namaz kerahet vakti çıktıktan sonra kılınmalı.)
KIRAN HACCI’NIN FARZ, VACİP VE SÜNNET OLAN MENASİKİ
Aşağıdaki Sıraya Göre Yapılır
– Elbiseni tamamen soyunup ihram örtülerini sarınmalı.
– İki rekât ihram namazı kılmalı.
– Umre ve hac her ikisine birden niyet edip telbiye getirmeli. (İhram yasakları başlar.)
– Umre tavafını yapmalı.
– İki rekât tavaf namazı kılmalı.
– Umrenin sa’yini yapmalı.
– Kudüm tavafını yapmalı.
– İki rekât tavaf namazını kılmalı.
– Haccın sa’yini yapmalı. (Haccın sa’yi Arafat’a çıkmadan önce yapılmak isteniyorsa, kudüm tavafından sonra yapmalı.)
– Arefe günü, Arafat’ta bulunmalı.
– Arafat’ta öğle ve ikindi namazını cem’i takdim ile kılmalı.
– Müzdelife’de akşamla yatsı namazlarını birleştirerek yatsı vaktinde cem’i te’hir ile kılmalı.
– Müzdelife’de sabah namazından sonra vakfe yapmalı.
– Bayramın birinci günü büyük şeytana 7 taş atmalı.
– Kurban kesmeli veya kestirmeli.
– Traş olup ihramdan çıkmalı.
– Bayramın ikinci ve üçüncü günleri sırasıyla küçük, orta ve büyük şeytana 7’şerden 21 taş atmalı.
– Bayramın üç günü içerisinde ziyaret tavafını yapmalı.
– İki rekât tavaf namazı kılmalı.
– Arafat’a çıkmadan önce Haccın sa’yi yapılmadıysa, Haccın sa’yi yapmalı.
– Mekke’den ayrılmadan Veda Tavafını yapmalı.
– İki rekât tavaf namazı kılmalı. (İster farz veya vacip, ister sünnet veya nafile olsun, her tavaftan sonra iki rekât tavaf namazı kılmalı. Tavaf bittiğinde kerahat vakti ise tavaf namazı kerahat vakti çıktıktan sonra kılınmalı.

HAC NEDİR?

“Orada apaçık ayetler ve İbrahim makamı vardır. Kim oraya girerse o güvenliktedir. Ona bir yol bulup güç yetirenlerin Ev’i (Kabe’yi) haccetmesi, Allah’ın (c.c.) insanlar üzerinde hakkıdır. Kim de inkar
ederse, şüphesiz Allah alemlere karşı muhtaç olmayandır.”
(Al-i İmran/97)

Hac farizası dinen zengin kabul edilen ve başka bazı şartları yerine getirebilmeye güç yetiren her müslümana ömründe bir kere olmak üzere yapılması Allah (c.c.) tarafından emredilen ve İslam’ın beş
şartından biri olan farz ibadettir.

Hac her yıl Zilhicce ayının 10’unda Arafat meydanında başlayıp, Kabe’de yapılan veda tavafı ile son bulur.

HACCIN YÜKÜMLÜLÜK ŞARTLARI

Hac ibadetiyle yükümlü olmak için genel olarak bütün yükümlülükler de öngörülen Müslümanlık, akıl ve bulûğ şartı yanında, ayrıca hac yapmaya bedenî ve malî imkânların yeterli olması da şarttır. Beden ve malî imkânın yeterli düzeyde bulunmasına literatürde, yapabilme, güç yetirebilme anlamında istitâat denilir.

Ayrıca kişinin hac ile yükümlü sayılabilmesi ve hac yükümlülüğünün zimmetinde borç olarak sabit olabilmesi için belirtilen dört şarta ilâve olarak, bu farîzayı yerine getirecek vakte erişmiş olması da gerekir. Belirtilen tüm şartları taşıdığı halde, bu tarihten itibaren haccı ifaya elverişli zaman bulamadan yani hac mevsimine erişemeden ölen kişi hac ile yükümlü olmadan ölmüş kabul edilir.

İstitâat, teknik ifadesiyle söylenecek olursa, haccın vücûb şartıdır. Hac, sadece Kâbe ve civarında belirli günlerde eda edilen bir ibadet olduğu için hac yükümlülüğü bedenî ve malî imkânların yeterli olması şartına bağlanmıştır. İslâm dini, diğer mükellefiyetlerde olduğu gibi, hac ibadetinde de mükellefin durumunu dikkate almış ve ona güç ve imkânlarının üzerinde bir yük yüklememiştir.

Hac yükümlülüğü için istitâatın şart olduğu konusunda mezhepler arasında görüş birliği olmakla beraber istitâatin ne anlama geldiği konusunda bir birlik yoktur. Mezhep imamları ve müntesipleri, âyette geçen istitâat kavramını farklı şekillerde anladıkları için aralarında, haccın yükümlülük ve eda şartlarının tesbitinde bazı farklılıklar doğmuş, bu bakımdan bir kısmının yükümlülük şartı olarak kabul ettiği bir şey diğerinde eda şartı olmuştur.

İstitâat denilen yapabilme güç ve imkânı, hac yolculuğuna çıkacak kişinin gidip dönünceye kadar kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu kimselerin geçimlerini sosyal seviyelerine uygun olarak sağlayacak malî güce ve hac için yeterli zamana ve malî güce sahip olması anlamına gelmektedir.

HACCIN EDASININ ŞARTLARI

Haccın edasının, yani hac yükümlüsü tarafından bizzat ifa edilmesinin farz olması için bulunması gereken şartlara ‘haccın edasının şartları’ denir. Bu şartlar genel hatlarıyla şunlardır:

a) Sağlıklı Olmak. Ebû Hanîfe ve Mâlik, sağlıklı olmayı hac yükümlüsü olmanın şartı olarak gördüklerinden bunlara göre sağlıklı olmayan kimseler hac yapmakla mükellef değildir; dolayısıyla yerlerine vekil göndermeleri de gerekmez.

Hanefî imamlardan Ebû Yûsuf ve Muhammed ile Şâfiî ve Hanbelî hukukçularına göre ise, yukarıda belirtilen yü-kümlülük şartlarının gerçekleşmesi halinde, fiilen haccetmeye engel teşkil eden bir hastalık veya sakatlığı bulunanlar, yerlerine vekil göndermeli veya bunu vasiyet etmelidirler. Fiilen hac etmeye engel hastalık ve sakatlıklar arasında, genel olarak, körlük, kötürümlük ve hac yolculuğuna dayanamayacak derecede hastalık veya yaşlılık durumları gösterilmiştir.

b) Yol Güvenliği. Hanefî ve Hanbelî mezheplerinde fetvaya esas olan görüşe göre yol güvenliğinin bulunması haccın edasının şartlarındandır. Mâlikî ve Şâfiîler ise, istitâat kavramına getirdikleri açıklama doğrultusunda, bunu yükümlülük şartları arasında saymışlardır.

c) Ârızî Bir Engelin Bulunmaması. Tutukluluk veya yurt dışına çıkma yasağı gibi yolculuğa çıkmayı engelle-yen bir durumun hac mevsimine denk gelmesi halinde eda yükümlülüğü gerçekleşmez.

d) Kadınlara Özel İki Şart. Haccın edasıyla doğrudan ilgisi bulunmamakla birlikte, kadınlara ilişkin başka hükümlerin sonucu olarak söz konusu edilen iki şart daha bulunmaktadır.

Bunlardan birincisi, kadınların tek başlarına uzun mesafeli yolculuklara çıkma yasağından kaynaklanan “yan-larında eşlerinin veya bir mahremlerinin bulunması” şartıdır. Hanefî mezhebine göre, haccedebilmek için seferîlik hükümlerinin uygulanacağı bir mesafeyi katetmek durumunda olan kadınlar tek başlarına hac yolculuğuna çıkamazlar.

Şâfiî mezhebinde ise katedilecek mesafeden ziyade yol emniyeti ve kadınların güvenliği esas alındığından koca veya başka bir mahremin bulunması şart koşulmamış, bunun yerine kadınların bunu sağlayacak şekilde ağırlıklı görüşe göre üç kadının yer aldığı bir grup oluşturmaları yeterli görülmüştür. Bununla birlikte iki kadının hatta kendini güvenlik içinde hissediyorsa bir kadının -sadece- farz olan hac görevini yerine getirmek için tek başına yola çıkması câiz görülmüştür. Mâlikî mezhebine göre ise, kocası veya bir mahremi bulunmayan yahut ücretle bile olsa kendisiyle birlikte hacca gelmeyen bir kadın, güvenli bir kafile ile birlikte, bu kafilede başka kadınların bulunup bulunmaması dikkate alınmaksızın hac yolculuğuna çıkabilir.

İkinci şart ise sadece boşanma iddeti veya vefat iddeti beklemekte olan kadınlara ilişkin olup, “beklemeleri gereken süreyi tamamlamış olmaları”dır. Hanefî mezhebine göre eda şartı olan bu durum diğer mezheplere göre yükümlülük şartıdır.

Eda şartlarını taşıyan kimselerin bizzat hac yapmaları, bu şartlardan herhangi birinin gerçekleşmemesi duru-munda bedel (vekil) göndermeleri veya bunu vasiyet etmeleri gerekir.

HACCIN GEÇERLİLİK ŞARTLARI

Haccın geçerli yani sahih olabilmesi için üç şartın bulunması gerekir. Bu şartlar; a) Hac yapmak niyetiyle ihrama girmek, b) Özel vakit, c) Özel mekândır.

a) İHRAM

İhram sözlükte “haram etmek, kendini mahrum bırakmak” anlamına geldiği gibi, “tâzim edilmesi gereken zamana veya mekâna girmek ve bunlara saygı duymak” anlamına da gelir. İhram ilmihal dilinde hac veya umre yapmaya niyet eden kişinin, diğer zamanlarda mubah olan bazı fiil ve davranışları belirli bir süre boyunca yani hac veya um-renin rükünlerini tamamlayıncaya kadar kendi nefsine haram kılması anlamındadır. Namaza başlama tekbiri anla-mına gelen tahrîme ile ihram kelimeleri aynı kökten türemiş ve anlamları birbirine çok yakın iki kelime olduğu gibi, ait oldukları ibadetteki fonksiyonları da birbirine çok yakındır. Hatta ihram için mecazen ‘haccın başla-ma tekbiri’ demek mümkündür.

Normal zamanda helâl olan bazı fiiller ihramlı için yasak hale gelir. Kılık-kıyafet, cinsel hayat ve avlan-mak gibi hususlarla ilgili olmak üzere gruplandırılabilecek bu yasakların ihlâli, yasağın çeşidine ve ihlâl biçimine göre değişen cezaları gerektirir. Bu cezalar kurban kesmek, sadaka vermek, bedelini ödemek ve oruç tutmaktan ibarettir.

Bu yasaklar niyet ve telbiye anından itibaren başlar ki, zaten niyet ve telbiye ihramın rüknüdür. Bu bakımdan hac ve umreye niyet edip telbiye yapmaya “ihrama girmek”, ihrama giren kişiye “muhrim” (ihramlı) denir. İhram giymek ise hac törenlerinin ifası sırasında giyilmek üzere yün, pamuk veya ketenden hazırlanmış beyaz renkli giysiyi (ihramlık) giymek anlamındadır.

aa) İhramın Rükünleri

Hanefî mezhebinde ihramın, niyet ve telbiye olmak üzere iki rüknü vardır. Bunlardan birini terkeden kimse ihrama girmiş olmaz. Diğer üç mezhebe göre ise ihrama girmiş olmak için sadece niyet yeterlidir.

1. Niyet. Niyet hac veya umre yapmaya karar vermek ve hangisini yapacaksa onu belirlemekle olur. Niyeti dil ile ifade etmek de müstehaptır.

Bir kimse Kâbe’yi ve civarındaki kutsal yerleri ziyaret maksadıyla ihrama girdiği esnada, hacca mı yoksa umreye mi yahut ikisine birden mi niyet ettiğini, kalbi ve dili ile tayin etmese bile Hanefîler’e göre bu kişinin ihramı sahih olur. Bu durumdaki bir kimsenin tavafa başlamadan önce yapacağı ibadetin hac mı yoksa umre mi olduğunu belirlemesi yeterlidir. Şayet bu belirlemeyi yapmadan tavafa başlayacak olursa umre için ihrama gir-miş olur. Tavaf yapmadan doğruca Arafat’a çıkıp vakfe yapacak olursa bu ihramı hac için olur ve yaptığı hac da ifrad haccı olur.

Şâfiî mezhebinde ise bu durumda, hac ve umre ile ilgili menâsikten herhangi birine, meselâ tavafa başlamadan önce niyetteki belirsizliğin giderilmiş olması gerekir. Aksi halde yapılan törenler hac veya umre olarak değer kazanmaz. Çünkü bir ibadet ancak niyetle yapılabilir.

2. Telbiye. Telbiye ibadete başlama anını temsilen belli sözlerin söylenmesinden ibarettir. Telbiye namazdaki iftitah tekbiri mesabesindedir; bu bakımdan namazdaki tekbir ifadesi (Allahüekber) yerine bunda telbiye sözleri söylenir.

Telbiye;

“Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni‘mete leke ve’l-mülk, lâ şerîke lek” sözlerini söylemekten ibarettir (Anlamı: Davetine sözüm ve özümle geldim Allahım, emrin baş üstüne. Davetine sözüm ve özümle geldim ey ortaksız olan sen! Emrin baş üstüne. Hamd senin, nimet senin, mülk de senin. Yoktur senin ortağın).

Telbiyeyi ihrama girerken bir defa söylemek farz, zaman zaman yüksek sesle tekrarlamak ise sünnettir. Kadınlar gerek telbiye gerekse diğer dua, zikir ve tesbihlerde seslerini fazla yükseltmezler.

İhrama Girme Zamanı. Hac ayları girmeden hac menâsikinden hiçbiri yapılamaz. Ancak Hanefî ve Mâlikîler’e göre, mekruh olmakla birlikte henüz hac ayları başlamadan ihrama girmek câizdir. Çünkü onlara göre ihram, haccın rüknü değil sıhhat şartıdır. Diğer ibadet-lerde olduğu gibi şartın yerine getirilmesi için vaktin girmesi gerekmez.

Şâfiî mezhebinde ise ihram şart değil, rükün sayıldığı için hac aylarından önce, hac için ihrama girilemez. Hac aylarından önce ihrama girildiği takdirde, bu ihram umre ihramı olarak geçerli olur.

Umre yapmanın özel bir vakti olmadığından umre için her zaman ihrama girilebilir.

İhrama Girme Yerleri. Kur’ân-ı Kerîm’de Kâbe’ye “el-beytü’l-harâm” (el-Mâide 5/2), onu çevreleyen mescide “el-mescidü’l-harâm” (el-İsrâ 17/1) denildiği gibi, bu mescidin içinde bulunduğu Mekke şehri de “harem” (el-Kasas 28/57; el-Ankebût 29/67) yani “saygıya lâyık” sözüyle vasıflandırılmıştır. Saygı gösterilmesi gereken bu kutsal mekânları sırasıyla “Harem”, “Hil” ve “Âfâk” denilen, sınırları belirli ve özel fıkhî hükümleri olan bölgeler kuşatır. Böylece Kâbe’nin etrafını iç içe kuşatan yerler, sırasıyla Harem, Hil ve Âfâk olarak, hükümleri farklı üç bölgeye ayrıldığı gibi hac veya umre yapan kimseler de bulundukları bölgelere göre Âfâkı, Hillî (veya Mîkatî) ve Mekkî olmak üzere üç sınıfa ayrılır.

Harem Bölgesi. Mekke ile etrafında, bitkileri koparılmamak ve av hayvanlarına zarar verilmemek üzere belirli sınırlar içindeki emniyetli bölgedir. Bu bölgede oturanlara Mekkî (Mekkeli) denir. Harem bölgelerinin sınırlarını Cibrîl’in rehberliğiyle Hz. İbrâhim belirlemiş, sınırları gösteren işaretler daha sonra Hz. Peygamber tarafından yenilenmiştir. Bu sınırlar Kâbe’ye eşit uzaklıkta değildir. En yakını, Mekke’ye 8 km. mesafede Medine istikametinde “Ten‘îm”; en uzak olanları ise Tâif yönünde “Ci‘râne” (Şi‘bü Âl-i Abdullah) ve Cidde istikametinde Hudeybiye yakınlarında “Aşâir”dir. Diğerleri ise, Irak yolu üzerinde “Seniyyetülcebel”, Yemen yolu üzerinde “Edâtü Libn” (Hüseyniye) ve Arafat sınırında “Batn-ı Nemîre”dir.

Mekkeliler hac için Harem bölgesi sınırları içinde; umre için ise Hil bölgesine çıkarak meselâ Ten‘îm veya Arafat gibi Harem bölgesi dışındaki bir yerde ihrama girerler. Hac ve umre yapıp ihramdan çıkmış olan Harem bölgesindeki Mekkeli olmayan kişiler (Âfâký ve Mîkatî olanlar), umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra, yeniden ihrama girmek istediklerinde, aynı hükme uyarlar. Onlar da hac için Harem bölgesinde, Umre için ise Harem bölge-si dışına çıkarak meselâ Ten‘îm veya Arafat gibi bir yere gidip ihrama girmek durumundadır.

Hil Bölgesi. Hil bölgesi, Harem bölgesi ile Mîkat yerleri arasındaki yerlerdir. Bu bölgede ikamet edenlere Mîkatî veya Hillî denir. Hillî, Hil bölgesinde yaşayan kişi anlamındadır. Mîkatîler gerek hac gerek umre için Harem bölgesine girmeden bulundukları Hil bölgesinde ihrama girerler.

Âfâk Bölgesi. Harem ve Hil bölgelerinin dışında kalan yerlere Âfâk denir. Hil bölgesi dışından doğrudan Mek-ke’ye veya Harem bölgesine gelenlerin ihramsız geçmemeleri gereken beş nokta, Hz. Peygamber tarafından belir-lenmiştir. Bunlardan her birine “mîkat”, bu noktaların sınırladığı ve Hil bölgesi dışında kalan yerlere de “Âfâk” ve bu yerlerde yaşayan insanlara da Âfâki denir ki uzaklardan gelen anlamındadır.

Mekke’ye veya Harem bölgesine gelenlerin ihramsız geçmemeleri gereken bu beş yer şunlardır:

1. Zülhuleyfe. Mekke’ye Medine üzerinden gelenlerin mîkatıdır. Medine’ye yaklaşık 10 km., Mekke’ye 450 km. mesafededir. Mekke’ye en uzak mîkat budur. Hz. Peygamber Vedâ haccında, halen Âbâr-ı Ali denilen bu mîkatta ihra-ma girmiştir.

2. Cuhfe. Mısır ve Suriye istikametinden gelenlerin mîkatıdır. Mekke’ye yaklaşık 187 km. uzaklıktadır.

3. Zâtüırk. lrak yönünden gelenlerin mîkatıdır. Mekke’ye uzaklığı yaklaşık 94 kilometredir.

4. Karnülmenâzil. Necid ve Küveyt yönünden gelenlerin mîkatı olup, Mekke’ye yaklaşık 96 kilometredir.

5. Yelemlem. Yemen ve Hindistan tarafından gelenlerin mîkatı olup, Mekke’ye yaklaşık 54 km. mesafededir. Mek-ke’ye en yakın mîkat budur.

Süveyş yönünden Kızıldeniz yolu ile gelenler, Cuhfe yakınında Râbığ hizasında ihrama girerler. Hava yolu ile Cidde’ye gelenler ise, geldikleri istikametteki mîkatın hizasını geçmeden, niyet ve telbiye yaparak ihrama girerler.

Klasik fıkıh kitaplarında Hil bölgesinden sayılan Cidde de, bazı çağdaş alimlere göre kara sınırı buradan başladığı için mikat sayılmış ve ihrama Cidde’de girmek caiz görülmüş ise de, bu görüş çoğunluk tarafından kabul görmemiştir. Bu takdirde Cidde Afak bölgesinde sayılacağından, hemen her gün çeşitli sebeplerle Cidde-Mekke arasında yolculuk yapanlar, Hanefî ve Malikîlere göre, Harem bölgesine her girişte ihrama girme ve umre yapma gibi uygulanması çok zor bir durumla karşılaşacaklardır.

Uzaklardan gelenler (Âfâkiler), gerek hac gerek umre için, yolları üzerindeki bir mîkatta ihrama girerler. Eğer yol üzerinde mîkat yoksa, en son, kendilerine en yakın mîkatın hizasını geçmeden ihrama girmelidirler. Mîkattan önce ihrama girmek câiz, hatta Hanefîler’e göre, ihram hükümlerine uyabileceği konusunda kendine güvenenler için daha da faziletlidir. Diğer üç mezhepte ise ihrama mîkat sınırında girmek sünnete uygun olduğu için daha faziletlidir.

Harem Bölgesine İhramsız Girmek

Hanefî ve Mâlikîler’e göre, her ne maksatla olursa olsun doğrudan Harem bölgesine, meselâ Mekke’ye gidecek olan Âfâkiler’in, mîkat sınırını geçmeden ihrama girmeleri gerekir. Çünkü ihram, bu kutsal bölgeye saygı için vâcip kılınmıştır. Bu konuda hac ve umre için gelenler ile ticaret, ziyaret veya tedavi gibi başka maksatlar için gelenler arasında fark yoktur. Bunlar, hac veya umre yaptıktan sonra ihramdan çıkarlar. Herhangi bir sebeple mîkat sınırları dışında bulunan Hil ve Harem bölgeleri halkı da doğrudan Harem bölgesine meselâ Mekke’ye girme konusunda aynı hükme tâbidir.

Şâfiî mezhebinde ise, hac ve umre kastı olmadıkça uzaklardan gelenlerin (Âfâki) Harem bölgesine ihramsız girmeleri vâcip değil, müstehaptır.

Hil bölgesi halkı hac veya umre yapmayacakları zaman, Harem bölgesine ihramsız girip çıkabilirler. Harem böl-gesinde bulunan kimseler ister Mekkeli isterse uzaklardan gelenlerden olsun, Hil bölgesine, -meselâ Cidde’ye- gittiklerinde, Harem bölgesine ihramsız dönebilirler. Doğrudan Harem bölgesine gitme kastı olmaksızın Hil böl-gesindeki herhangi bir yere meselâ Cidde’ye gidecek olan Âfâkiler’in, mîkat sınırını ihramlı geçmeleri gerekmez. Bunlar, daha sonra Harem bölgesine, meselâ Mekke’ye gitmek isterlerse, Hil bölgesinde oturanların hükmüne tâbi olurlar. Hac veya umre yapacaklarsa, Harem sınırını geçmeden ihrama girerler. Hac veya umre kastı yoksa Harem bölgesine ihramsız girerler ve isterlerse Kâbe’yi ihramsız tavaf ederler.

Medine ziyaretini hacdan önce yapmak üzere mîkat sını-rını ihramsız geçenler, Cidde’ye indikten sonra herhangi bir sebeple önce Mekke’ye gitmek zorunda kalırlarsa, Cidde’de -Harem bölgesi sınırını geçmeden- ihrama girerler.

bb) İhramın Vâcipleri

1. Mîkat sınırını ihramsız geçmemek.

Uzaklardan gelip doğrudan Harem bölgesine gidecek olan Âfâkýler, mîkat sınırını ihramsız geçerlerse cezâ (dem) gerekir. Ancak, mîkatı ihrama girmeden geçen kimse, henüz hac veya umre menâsikinden herhangi birine, meselâ kudüm veya umre tavafına başlamadan mîkata dönüp orada ihrama girerse ceza düşer. Bu kişinin, ihramsız geçtiği mîkat sınırı yerine; bulunduğu yere daha yakın bir mîkata gidip orada ihrama girmesi mümkündür. Mîkatı ihramsız geçtikten sonra, hac veya umre menâsikinden birine başlanmışsa artık mîkata dönülse bile ceza düşmez.

2. İhram yasaklarından sakınmak.

Aşağıda ayrıntıyla açıklanacağı üzere, ihrama giren kimsenin ihram süresince davranışlarını haccın anlam ve amacıyla da bütünlük sağlayacak şekilde kontrol altında tutması ve belirli yasaklara uyması gerekir.

cc) İhramın Sünnetleri

1. İhrama girmeden yani niyet ve telbiyeden önce müstehap olan şeyler:

1. Tırnakları kesmek, kasık ve koltuk altı kıllarını temizlemek, gerekiyorsa tıraş olmak.

2. Temizlik için gusletmek. Abdesti olanlar ve özel hallerini görmekte olan kadınlar için de gusül sünnet-tir. Gusül yapılamazsa abdest alınır. Abdest mümkün olmazsa teyemmüm yapılmaz. Çünkü bu abdest ve gusül, beden temizliği içindir. Ancak abdesti olmayanlar ihram namazı için teyemmüm yaparlar.

3. Niyet ve telbiye yapmadan önce vücuduna güzel kokular sürmek.

4. Erkeklerin izâr ve ridâ denilen iki parçadan ibaret örtüye bürünmesi. İzâr belden aşağıya sarılan, ridâ ise vücudun üst kısmını örten havludur. Bu örtülerin beyaz, yeni veya yıkanıp temizlenmiş olması müstehaptır.

2. İhram örtülerine büründükten sonra müstehap olan şeyler:

1. Kerâhet vakti değilse iki rek‘at ihram namazı kılmak. Bu namazın ilk rek‘atında Kâfirûn sûresi, ikinci rek‘atında da İhlâs sûresinin okunması, ayrıca niyet ve telbiyenin de bu namazdan sonra yapılması efdaldir.

2. İhramlı bulunulan süre içinde her fırsatta telbiye söylemek.

3. Hac için ihrama, hac ayları başladıktan sonra girmek.

dd) İhram Yasakları

İhrama giren kimselere, ihramdan çıkıncaya kadar yasak olan iş ve davranışlar vardır. Bunlara “ihram yasakları” denir. İhram yasakları ilgili olduğu alanlara göre şu şekilde gruplandırılabilir:

1. Vücutla İlgili Yasaklar

1. Saç veya sakal tıraşı olmak, bıyıkları kesmek.

2. Kasık ve koltuk altı kılları ile vücudun diğer yerlerindeki kılları tıraş etmek, yolmak veya koparmak.

3. Tırnak kesmek.

4. Süslenme amacıyla saç, sakal ve bıyıkları yağlamak, boyamak, saçlara biryantin veya jöle sürmek, kadınlar oje ve ruj kullanmak. Vücuda veya ihram örtüsüne güzel koku sürmek; güzel kokulu sabun kullanmak.

2. Giyim ve Giyim Eşyası ile İlgili Yasaklar

Giyimle ilgili yasaklar sadece erkeklere yöneliktir. Kadınlar normal elbiselerini giyerler, sadece ihram süresince yüzlerini örtmezler.

1. Dikişli elbise ve iç çamaşırı türü giyim eşyası giymek. Normal şekilde giymeksizin, palto, pardesü gibi giyim eşyasını üzerine örtmek veya omuzuna almak yasak değildir. Bele kuşanılan kemerde, omuza asılan çantada, ayaklara giyilen üzeri ve topukları açık ayakkabı veya terlikte dikiş bulunabilir. Çünkü yasak olan dikiş değil; giyim eşyası olarak dikilmiş şeylerin giyilmesidir. Omuzlara örtülen ridânın uçlarını birbirine bağlamak veya iğne ile tutturmak ceza gerektirmez ise de mekruh-tur.

2. Başı ve yüzü örtmek, takke ve benzeri şeyler giymek, başa sarık sarmak.

3. Eldiven, çorap ve topukları kapatan ayakkabı giymek.

Nalın gibi, mümkün olduğunca üzeri açık ayakkabı giymek müstehaptır. Üzeri açık ayakkabı giymek mümkün oldu-ğu halde, sadece topukları açık ayakkabı giymek mekruhtur. Ayak bileğine bitişen ve topukları örten ayakkabı giymek ise yasaktır, ceza gerektirir.

3. Cinsel Konularla İlgili Yasaklar

1. Cinsel ilişki ve genellikle cinsel ilişkiye götüren öpme, oynaşma, şehvetle tutma gibi davranışlarda bulunmak.

2. Şehevî duyguları tahrik edici sözler söylemek.

4. Av Yasağı

Gerek Harem bölgesi içinde, gerek dışında eti ister yensin ister yenmesin her türlü kara avını avlamak, avcıya avını göstermek ve avlanmasına yardımcı olmak, av hayvanlarına zarar vermek yasaktır.

Yaratılışı itibariyle vahşî, ürkek ve insandan kaçan hayvanlara av hayvanı denir. Suda yaşasa bile, doğup üremesi karada olan hayvanlar kara hayvanı sayılır. Deniz hayvanlarının avlanması yasak olmadığı gibi tavuk ve koyun gibi evcil hayvanların kesilmesi de ihramlıya ya-sak değildir.

5. Harem Bölgesiyle İlgili Yasaklar

Mekke şehri ve etrafındaki Harem denilen bölgedeki av hayvanlarının avlanması, bitkilerin kesilmesi veya koparılması ister ihramlı, ister ihramsız, herkes için yasaktır.

6. Yapılması Günah Olan ve Başkalarına Zarar Veren Ko-nulardaki Yasaklar

1. Füsûk: Taatten ayrılıp mâsiyet sayılan şeyleri yapmak.

2. Cidâl: Başkalarıyla tartışmak, hakaret ve kavga etmek. Her zaman yasak olan bu tür davranışlardan, ihramlı iken daha çok sakınmak gerekir.

ee) İhramlıya Yasak Olmayan Şeyler

1. Yıkanmak, kokusuz sabun kullanmak.

2. İhram örtülerini değiştirmek ve yıkamak.

3. Dişleri fırçalamak, sürme çekmek.

4. Kırılan tırnağı ve zarar veren veya rahatsız eden kılı koparmak.

5. Diş çektirmek, kan aldırmak, iğne vurdurmak, yara üzerine sargı sarmak.

6. Silâh taşımak, bilezik, yüzük ve kol saati takmak.

7. Kemer kullanmak, omuza çanta asmak.

8. Yüzü ve başı örtmeden, yorgan ve battaniye gibi bir örtü ile örtünmek.

9. Palto, ceket gibi giyim eşyasını giymeden omuzlarına almak.

10. Şemsiye kullanmak, gölgede oturmak.

11. Balık vb. su ürünlerini avlamak.

12. İhramsız kişi tarafından avlanan kara avının etinden yemek.

13. Yılan, akrep, fare, sinek, pire, kene gibi zararlı hayvan ve haþareler ile saldırgan köpek, kurt ve kaplan gibi yırtıcı hayvanları öldürmek.

b) ÖZEL VAKİT

Haccın farzlarını yani “ihrama girme”, “Arafat vakfesi” ve “ziyaret tavafı”nı, kendileri için belirlenmiş özel vakitlerinde yapmak haccın geçerlilik şartıdır.

Hac törenleri (menâsik), hac ayları içinde yapılır. Hac ayları, hac menâsikinin yapılacağı aylar olup, şevval ve zilkade ayı ile zilhicce ayının ilk on günüdür. Bu aylardan önce hac menâsikine başlanmaz. Ayrıca hacla ilgili vakfe, tavaf, sa‘y, şeytan taşlama gibi menâsikten her birinin bu aylar başladıktan sonra belirlenen vakitler içinde yapılması gerekir, aksi halde sahih olmaz.

c) ÖZEL MEKÂN

Haccın farzlarının özel mekânlarda yerine getirilmesinin anlamı, vakfenin Arafat sınırları içinde ve tavafın Kâbe’nin etrafında yapılmasıdır.

Bu şartlardan herhangi birinin eksikliği durumunda yapılan hac geçerli olmaz.

HAC ve UMRENİN YAPILIŞI

a) Hac ve umre menâsiki ihrama girmekle başlar. İhrama girmeden önce tırnaklar kesilir, koltuk altı ve kasık kılları temizlenir, gerekiyorsa saç, sakal tıraşı olup bıyıklar düzeltilir. Mümkünse gusledilir veya abdest alınır. Gusül, abdestten efdaldir. Su yoksa veya kullanılamıyorsa, teyemmüm yapılmaz; çünkü bu abdest ve gusül, beden temizliği içindir. Bu sebeple abdestli olanlara ve özel hallerinde bulunan kadınlara da sünnettir. Bu hazırlıktan sonra erkekler, üzerlerindeki bütün giysilerden soyunup izâr ve ridâ denilen iki parça ihram örtüsüne, usulüne göre sarınırlar. Başları açık, ayakları çıplaktır. Ancak ayaklarına topukları ve mümkün olduğunca üzerleri açık ayakkabı veya terlik giyebilirler. Kadınlar normal elbise ve kıyafetlerini değiştirmezler. Onların her türlü giyim eşyası, kapalı ayakkabı, çorap ve eldiven giymelerinde bir sakınca yoktur. Yalnızca yüzlerini örtmemeleri gerekir. Kerâhet vakti değilse, iki rek‘at ihram namazı kıldıktan sonra niyet ve telbiye yapılarak ihrama girilir.

İfrad haccı yapacak olanlar,

“Allahım, senin rızânı kazanmak için haccetmek istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve kabul buyur!” diyerek sadece hacca niyet eder ve telbiye yaparlar.

Temettu‘ haccı yapacak olanlar,

“Allahım, senin rızânı kazanmak için umre yapacağım, onu bana kolaylaştır ve benden kabul eyle!” diyerek sadece umreye niyet eder ve telbiye yaparlar.

Kırân haccı yapmak isteyenler ise,

“Allahım, senin rızânı kazanmak için umre ve hac yapmak istiyorum. Bunların edâsında bana kolaylık ver ve her ikisini de kabul buyur!” diyerek hem umre, hem de hacca niyet edip telbiye söylerler.

Niyet ve telbiyenin yapılmasıyle ihrama girilmiş ve ihram yasakları başlamış olur. Telbiye, tekbir, tehlîl ve salavât-ı şerife söyleyerek yolculuğa devam edilir. Telbiye, ihram süresince her fırsatta söylenir. Özellikle zaman, mekân ve durumda yenilik ve değişiklik olduğunda, yokuşta, inişte, kafilelere rastlayışta, farz namazlardan sonra, seher vakitlerinde söylenmelidir. Telbiyeyi her söyleyişte üç defa tekrarlamak, sonra tekbir, tehlîl ve salavât-ı şerife okumak müstehaptır. Telbiye hacda bayramın ilk günü Akabe Cemresi’ne taş atmaya başlamakla, umrede ise, umre tavafına başlamakla biter; daha sonra yapılmaz. Mekke’de kalınacak yere yerleşip mümkünse boy abdesti, değilse abdest alındıktan sonra telbiye söylenerek Harem-i şerif’e gidilir. Beytullah görülünce üç defa tekbir ve tehlîl getirilip dua edilir. Farz namaz kılınmıyorsa hemen tavafa başlanır.

b) İfrad haccında ilk yapılacak tavaf “kudüm tavafı”, temettu‘ ve kırân haccında ise “umre tavafı”dır.

Temettu‘ ve kırân haccında umre tavafından sonra umrenin sa‘yi yapılacağı için tavafta “ıztıbâ‘” ve “remel” yapılır. İfrad haccında ise, şayet hac sa‘yi kudüm tavafını takiben yapılacaksa, tavafta ıztıbâ‘ ve remel yapılır, aksi halde yapılmaz. Müsait yer varsa, makamı İbrâhim’in arkasında, orada yer yoksa, uygun başka bir yerde tavaf namazı kılınıp dua edildikten ve zemzem içildikten sonra temettu‘ ve kırân haccı yapanlar umre sa‘yini; ifrad haccı yapanlar ise, isterlerse hac sa‘yini yaparlar.

İfrad haccı yapanlar, hac sa‘yini ister yapsınlar ister yapmasınlar tıraş olmazlar ve ihramdan çıkmazlar, ihramlı olarak kalırlar.

Temettu‘ haccı yapanlar mîkatta sadece umreye niyet ettikleri için umrenin sa‘yi tamamlanınca, tıraş olup ihramdan çıkarlar. Tekrar hac için ihrama girinceye kadar Mekke’de ihramsız kalırlar. 8 Zilhicce (terviye) günü veya isterlerse daha önce hac için tekrar ihrama girerler. Hac için ihrama girdikten sonra yapacakları nâfile bir tavafı takiben isterlerse hac sa‘yini Arafat’a çıkmadan önce yapabilirler. Bu takdirde, ziyaret tavafından sonra sa‘y yapmazlar.

Kırân haccı yapanlar, ihrama girerken hacca da niyet ettikleri için umre sa‘yindan sonra tıraş olmazlar ve ihramdan çıkmazlar. Bunlar umre sa‘yi bitince, gerekiyorsa biraz dinlendikten sonra ayrıca kudüm tavafı yapıp tavaf namazını kılarlar. Hac sa‘yini isterlerse bu kudüm tavafının arkasından, isterlerse ziyaret tavafından sonra yaparlar. Peşinden sa‘y yapılacak tavafta ıztıbâ‘ ve ilk üç şavtta remel yapılır.

c) İster ifrad, ister temettu‘, ister kıran yapsınlar, bütün haccedenler terviye (8 Zilhicce) günü Mekke’den ayrılıp Mina’ya veya Arafat’a geçerler.

d) Hac Menâsikinin Eda Edildiği Günler

Hac menâsiki yoğun olarak 8-13 Zilhicce arasındaki altı gün içinde eda edilir. Bu günlerden her birinde yapılan menâsik özetle şöyledir:

1. Terviye günü (8 Zilhicce). İster ifrad, ister temettu‘, ister kırân haccı yapsınlar, bütün haccedenler terviye günü sabah namazından itibaren Mina’ya veya Arafat’a intikale başlarlar. Terviye günü öğle namazından arefe günü sabah namazına kadarki beş vakit namazı Mina’da kılmak ve geceyi orada geçirip güneş doğduktan sonra Arafat’a hareket etmek sünnettir.

2. Arefe günü (9 Zilhicce). Arafat’ta zeval vaktine kadar çadırlarda dinlenilir ve ibadetle meşgul olunur. Zeval vaktinden sonra, mümkünse gusledilir. Öğle ve ikindi namazları cem‘i takdîm ile kılındıktan sonra vakfe yapılır. Bütün gün telbiye, tekbir, tehlîl, zikir, tesbih, salavât-ı şerife, dua, namaz-niyaz, tövbe-istiğfar, Kur’ân-ı Kerîm tilâveti gibi ibadetlerle değerlendirilir. Resûlullah “Bugün gözüne, kulağına ve diline sahip olanın geçmiş günahları bağışlanır” (Müsned, I, 329, 356) buyurmuştur. Güneş battıktan sonra akşam namazı kılınmadan Arafat’tan Müzdelife’ye intikal başlar. Akşam ve yatsı namazları, yatsı vakti girdikten sonra, Müzdelife’de cem‘-i tehîr ile kılınır. Bayram gecesi burada ibadet ve istirahatle geçirilir. Şeytan taşlamada kullanılmak için yeteri kadar taş toplanır.

3. Bayramın ilk günü (yevm-i nahr; 10 Zilhicce).

a) Vakti girince sabah namazı Müzdelife’de erkence kılınır. Namazdan sonra ortalık aydınlanıncaya kadar vakfe yapılır. Dua, niyaz ve istiğfar edilir. Ortalık iyice aydınlanınca, güneş doğmadan Mina’ya hareket edilir.

b) Mina’da eşyalar çadırlara yerleştirildikten sonra Akabe Cemresi’ne gidilir. Her birinde “Bismillâhi Allahüekber, rağmen li’ş-şeytâni ve hizbih” denilerek yedi taş atılır. İlk taşın atılması ile telbiye biter. Bundan sonra artık telbiye yapılmaz.

c) Daha sonra Harem bölgesi sınırları içinde kurban kesilir veya vekâlet yolu ile kestirilir. Temettu‘ ve kırân haccı yapanların şükür kurbanı kesmeleri vâciptir. İfrad haccı yapanların kurban kesmeleri gerekmez; isterlerse nâfile olarak keserler.

d) İfrad haccı yapanlar Akabe Cemresi’ne taş attıktan sonra; temettu‘ ve kırân haccı yapanlar ise kurbanlarını da kestikten veya kestirdikten sonra, saç tıraşı olup ihramdan çıkarlar. Böylece cinsel ilişki dışındaki diğer bütün ihram yasakları kalkar. Cinsel ilişkiyle ilgili yasak ise ancak ziyaret tavafı yapılınca kalkar. Haccedenler bizzat kendi saçlarını kesebilecekleri gibi birbirlerini de tıraş edebilirler. Tıraş olabilecek duruma gelmiş olan bir ihramlının henüz kendisi tıraş olmadan başka bir ihramlıyı tıraş etmesinde bir sakınca yoktur.

e) Aynı gün imkân olursa, Mekke’ye inilerek ziyaret tavafı yapılır. Daha önce hac sa‘yini yapmamış olanlar ziyaret tavafından sonra hac sa‘yini de yaparlar. Ziyaret tavafının bayramın ilk günü yapılması efdaldir. O gün yapılamazsa daha sonra yapılır. Bu tavafın en geç bayramın 3. günü güneş batmadan önce yapılması Ebû Hanîfe’ye göre vâcip, diğer müctehidlere göre ise sün-nettir.

f) Ziyaret tavafı bayramın ilk günlerinde yapılmışsa, tavaftan sonra tekrar Mina’ya dönüp şeytan taşlama günlerinde Mina’da gecelemek, Hanefîler’e göre sünnet, diğer üç mezhepte ise vâciptir.

4. Bayramın 2, 3 ve 4. günleri (11, 12 ve 13 Zilhic-ce).

a) Bayramın 2 ve 3. günleri zeval vaktinden sonra sırayla Küçük, Orta ve Akabe cemrelerine yedişer taş atılır. Küçük ve Orta cemrelere taş attıktan sonra uygun bir yere çekilerek dua edilir. Akabe Cemresi taşlandıktan sonra ise dua için artık durulmayıp orası hemen terkedilir. Bu iki gün zevalden önce “şeytan taşlama” yapılmaz.

b) Bayramın 4. günü cemrelere taş atmayacak olanların, o gün fecr-i sâdıktan yani tan yeri ağarmaya başlamadan önce Mina’dan ayrılmış olmaları gerekir. Bunların 3. gün henüz güneş batmadan Mina sınırları dışına çıkmaları sünnet; güneş battıktan sonra ayrılmaları mekruhtur. 4. gün tan yeri ağarmaya başlamadan Mina’dan ayrılmamış olanların o gün de her üç cemreye yedişer taş atmaları gerekir. Ancak Ebû Hanîfe’ye göre, 4. gün taşların fecr-i sâdıktan itibaren zevalden önce atılması da câizdir. 4. gün taşlar atıldıktan sonra Mina’dan Mekke’ye inilir.

c) Âfâkýler, Mekke’den ayrılmadan önce vedâ tavafı yaparlar. Böylece hac tamamlanmış olur.

e) Hacda Kadınlar

Hac ve umre menâsikinde kadınların erkeklerden ayrıldıkları hususlar, aşağıdakilerden ibaret olup diğer hususlarda aralarında fark yoktur.

1. İhramlı iken elbise, çorap, eldiven, kapalı ayakkabı, mest, çizme ve her türlü giyim eşyası giyebilirler. Başlarını örterler, sadece yüzlerini örtmezler.

2. Telbiye, tekbir ve dua yaparken, seslerini fazla yükseltmezler.

3. Tavafta ıztıbâ‘ ve remel, sa‘yde ise hervele yapmazlar.

4. İhramdan çıkmak için saçlarını tıraş etmezler, uçlarından biraz keserler.

5. Erkekler arasında sıkışmamak için Hacerülesved’i uzaktan istilâm ederler.

6. Hacdan sonra aybaşı veya loğusa iken Mekke’den ayrılırlarsa vedâ tavafı sâkıt olur.

7. Özel hallerini görmekte olan kadınlar, tavaftan başka, haccın bütün menâsikini bu halleriyle yapabilirler. Hayız ve nifas denilen özel durumları sebebiyle farz olan ziyaret tavafını eyyâm-ı nahrdan yani bayramın ilk üç gününden sonra yapmak veya vedâ tavafını terketmekle kendilerine ceza gerekmez.

Bu haliyle ziyaret tavafı yapmaları da Hanefîler’e göre geçerlidir. Bu durumda ceza kurbanı kesmesi gerekir. Hayız veya nifas halindeki bir kadın kudüm veya umre tavafını yapmadan Arafat’a çıkmak ve vakfe yapmak zorunda kalırsa;

a) İfrad haccı yapmak üzere sadece hac için ihrama girmişse, temizlendikten sonra ziyaret ve vedâ tavaflarını yapar. Sünnet olan kudüm tavafının terkinden dolayı bir şey gerekmez; haccı tamam olur.

b) Temettu‘ haccı yapmak üzere sadece umre için ihrama girmişse, Hanefîler’e göre Arafat’a çıkarken hac için niyet ve telbiye yaparak umre ihramını iptal eder. Hacdan önce umre yapmadığı için ifrad haccı yapmış olur; şükür kurbanı kesmesi gerekmez. Hacdan sonra iptal ettiği umreyi kazâ eder ve iptal ettiği için ceza kurbanı keser.

Diğer mezheplere göre hac için niyet ve telbiye yapmakla umre ihramı bozulmaz, hac ihramı ile birleşmiş sayıldığından kırân haccı yapmış olur ve kırân hedyi kesmesi gerekir. Fakat hacdan sonra önceden yapılamayan umrenin kazâsı için ayrıca tavaf ve sa‘y gerekmez. Hac için yapılan tavaf ve sa‘y umre için de yeterli olur.

c) Kırân haccı için ihrama girmişse, Hanefîler’e göre, umre tavafından önce Arafat’ta vakfe yapmakla umresi bozulmuş sayıldığından ifrad haccı yapmış olur. Şükür kurbanı kesmesi gerekmez. Fakat hacdan sonra bozulan umreyi kazâ eder ve bozduğu için bir ceza kurbanı keser. Diğer mezheplere göre, umre tavafını yapmadan Arafat’ta vakfe yapmakla umre bozulmuş olmaz. Yapılan hac yine kırân haccı olur ve şükür kurbanı kesmek gerekir. Hacdan sonra, önceden yapılamayan umrenin kazâsı için ayrıca tavaf ve sa‘y gerekmez. Hac için yapılan tavaf ve sa‘y umre için de yeterli olur.

HACI ADAYLARINA GEREKLİ OLACAK BAZI BİLGİLER ve TAVSİYELER

Allah ve Resulü’ne misafir olacak, milyonlarca Müslüman içerisinden seçilmiş siz değerli hacı adayları. Bu çalışmada sizlere Hac öncesi ve Hac farizasını yerine getirdiğiniz süre boyunca gerekli olabilecek bazı bilgiler derledik. Bu bilgilerle birlikte sizden sorumlu olacak şirket görevlileri ve din görevlilerinin uyarı ve tavsiyelerine uymanız Hac ibadetinizi daha rahat ve güvenli bir şekilde yapabilmenize yardımcı olacaktır. Haccınızın şimdiden kabul olmasını dileriz.

HAC ÖNCESİ HAZIRLIKLAR

• Yurt dışı çıkış harç pulunuzu 15 TL karşılığı temin edip, gidişte havaalanında yanınızda bulundurunuz.

• Suudi Arabistan’da kullanmak üzere her hacı adayı beraberinde bir telefon götürmelidir. Suudi Arabistan’da telefonunuza bir hat alarak Hac boyunca kullanabilir, yakınlarınız ve hocanızla irtibat halinde olabilirsiniz.

• Gidişte size hediye edilen kumaştan dikilen hac elbisenizi giymeniz kafile düzenimiz açısından daha uygun olacaktır. Hac boyunca bu hac elbisesini giymeniz zorunlu değildir. Giderken beraberinizde yazlık bol ve rahat kıyafetler götürüp giyebilirsiniz. Yeterli miktarda iç çamaşırı ve ek olarak ince bir hırka veya ceket de alabilirsiniz.

• Gidiş için size bildirilecek olan saatte havaalanında hazır olunuz. Havaalanından içeriye girmezden önce yakınlarınızla vedalaşıp salona öyle giriniz. Havaalanı görevlileri genelde hacı adayları haricindekileri salona almamaktadır.

• Hacca gidişte ve dönüşte uçakta kişi başı 30 kg. yük ve 8 kg. el bagajı hakkınız vardır. Dönüşte yük hakkınıza ek olarak 10 lt. zemzem getirebilirsiniz. Bu zemzem firmamız tarafından size Mekke’de hediye olarak verilecektir. Yük hakkına uyulması hususunda lütfen hassas olunuz. Özellikle dönüşte fazla bagaj nedeniyle havayolu firması her 1 fazla kilo için yüksek meblağlarda ücret talep etmektedir. GİDİP DÖNÜNCEYE KADAR EŞYALARINIZIN KORUNMASI TAMAMEN KENDİ SORUMLULUĞUNUZDADIR. GİDİŞTE ve DÖNÜŞTE EŞYANIN KAYBOLMASI, GECİKMESİ GİBİ DURUMLARDA SORUMLULUK TAŞIMAYI YAPAN HAVAYOLU FİRMASINA AİT OLACAKTIR.

• Valizlerinizin üzerine verdiğimiz valiz etiketlerini bağlayınız ve mutlaka isim, telefon, şehir bilgilerini yazınız. Valizler birbirine benzediği için valizlerinize uzaktan fark edebileceğiniz uygun bir işaret koyunuz.

• Erkekler kaliteli bir ihram, ihram kemeri ve ihramlıyken giyeceği bir terlik alıp (önce Medine’ye gidileceği için) valizine yerleştirmelidir.(İhram Şirketimiz tarafından hediye edilmektedir)

• Her hacının bazı ihtiyaçları için en azından 500 Euro civarında (alacağınız hediye vb. şeyler var ise bu meblağ biraz daha fazla olmalıdır) bir parası bulunmalıdır. Bulabilirseniz bir miktar da bozuk Riyal götürünüz, havaalanlarında, yollarda ihtiyaç olabilir. Üzerinizde taşıyacağınız para için elbise içinde bele bağlanabilecek emniyetli bir para kemeri veya boyuna asılacak cüzdan alınız. Mekke’de paranızı verebileceğiniz emanet kasamız olacaktır.

• Hac boyunca kullanacağınız rahat ve kaliteli terlik veya ayakkabı götürünüz. Ayrıca Hac boyunca omuz çantanızda bulundurmak üzere sizlere hediye ettiğimiz seccade veya başka rahat bir seccade alınız.

• Devamlı kullandığınız ilaçlarınız var ise bu ilaçları (varsa reçetesi ile birlikte) dönünceye kadar yeterli olacak şekilde yanınıza alın.

• Otellerimizde sabah kahvaltısı ve akşam yemekleri verilecektir. Dileyen hacılar öğle yemeklerini restoran tarzı yerlerde alabilecekleri gibi, dileyenler de kendi imkanları ile hazırlayıp (aperatif hafif yiyecekler veya meyve vb.) otelde yiyebilirler. Suudi Arabistan’da hemen her türlü gıda maddesi rahatlıkla bulunabilmektedir. Bu nedenle hacıların beraberlerinde fazla gıda maddesi götürmelerine gerek yoktur. Ancak orada bulunamayabilecek yöresel yiyecekler (et kavurması, sucuk, kuru incir, cevizli sucuk vb.), salça gibi gıdalardan bir miktar götürebilirsiniz. Ayrıca gidişte havaalanındaki beklemelerde yemek üzere yanınıza pratik (poğaça vb.) yiyecekler alabilirsiniz.

HAC SÜRESİNCE

• Hac organizasyonu dünyanın en uzun süreli ve en zor seyahat organizasyonudur. Bu nedenle her ne kadar itinalı ve programlı hareket edilirse edilsin özellikle S.Arabistan’ın şartlarından kaynaklanan nedenlerle zaman zaman bazı olumsuzluklar, güçlükler, gecikme ve aksaklıklarla karşılaşılabilmektedir. Bu nedenle hacılarımızdan elde olmayan bu gibi durumları anlayış ve sabırla karşılamasını ve görevlilere sorunu çözene dek imkan dahilinde yardımcı olunmasını rica etmekteyiz. Farklı bir ülkede olduğumuzu, dil, yol bilmediğimiz için bazı zorluklar yaşabileceğimizi ve bizim gibi yüz binlerce insanın da aynı durumda olduğunu unutmayalım.

• Hacı adayları Hac boyunca nerede olduğunu, niçin geldiğini, kimin misafirleri olduğunun bilincinde olmalı, Müslümanlığa ve ülkesine yakışır şekilde hareket etmeli, değerli vaktini alış-veriş ve malayani şeyler ve sözlerle heba etmemelidir. Diğer Müslümanlarla olduğu gibi özellikle hac arkadaşlarıyla-oda arkadaşlarıyla iyi geçinmeli, başkasını rahatsız edecek davranışlardan, kalp kırmaktan ve münakaşa etmekten son derece kaçınmalıdır. Hangi milletten olursa olsun oraya gelen herkese kardeş gözüyle bakmalı ve insanlara eziyet etmekten sakınılmalıdır. Bu kutsal yolculukta bir hacı adayının en güzel azığı SABIR dır.

• Her hacının bir grubu, grup numarası, otobüsü ve grup hocası olacaktır. Bazen tüm gruplar kafile olarak hareket edebileceği gibi, bazen de gruplar ayrı ayrı hareket edebilmektedir. Hacılar grup hocasını iyi tanımalı, hocasıyla sürekli irtibat halinde olmalı, Suudi Arabistan’a gidince hocasının telefon numarasını yanına kaydetmeli, kendi numarasını da hocasına vermelidir. Çok iyi bilinmiyorsa dini vecibelerde yanlış yapmamak için hoca ile hareket edilmelidir. Hacılar soracakları soruları ve sorunlarını öncelikle grup hocasıyla paylaşmalıdır. Grup hocası bilgisi dışında olan konularda veya kendilerini aşan hususlarda hacıları şirket görevlilerine yönlendirecektir.

• Hac süresince yapılacak olan toplantılara mutlaka iştirak edilmelidir. Bu toplantılarda hem bazı dini vecibeler hakkında bilgi verilmekte, hem de diğer hususlarda ve duyurular konusunda hacılar bilgilendirilmektedir. Ayrıca önemli duyurular otelimizde şirketimize ait duyuru panolarında da ilan edileceğinden bu panolara otele giriş ve çıkışlarda göz atmakta fayda vardır.

• Mekke ve Medine’de otellere yerleşilirken acele edilmemeli, müsait olan bir yerde bekleyerek görevlilerin işlerini yapmasına olanak sağlanmalıdır. Görevliler en kısa sürede odanıza ulaşmanız için imkânlarını seferber edecektir.

• Havaalanlarında, yemek salonunda, asansöre binerken, otobüs ve servislere binerken acelecilikten ve telaştan son derece sakınınız. Kadın ve yaşlılara öncelik tanıyınız. Emin olunuz ki bu gibi durumlarda bazen 1 dakika bile beklemek hem sizin rahatınız hem de başkalarının rahatı için yeterli olmaktadır.

• Hacı adayları S.arabistan’dan Türkiye’ye göndereceği hurma veya yük hakkı dışında fazla eşyaları varsa bu eşyaları göndermek için seçeceği kargo firmasını iyi seçmeli, mümkünse resmi kargo firması olan PTT kargoyu tercih etmelidir. Firmamızın,kargo firması, hurmacı vb. üçüncü şahıs ve firmalarla hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır.

• Hac süresince size verilecek olan Hac kimliğini hep boynunuzda taşıyınız, temizliğe son derece dikkat ediniz, öğle saatlerinde güneşe direk maruz kalmaktan ve izdihamdan sakınınız. Gerekirse günlük banyo yapıp kıyafet değiştiriniz ve ter kokusuyla başka insanları rahatsız etmeyiniz. Aldığınız gıdalara dikkat ediniz, sağlığınızı koruyunuz. Özellikle çok sıcaktan birden bire klimalı ortamlara (hele hele terliyken ) girmeyin, çok soğuk su içmeyin,“mübarek topraklarda bir şey olmaz” düşüncesiyle devamlı kullandığınız ilaçları sakın bırakmayın! Uykunuzu düzenli alın, nafile ibadetlerinizi yaparken gücünüzün üzerine çıkmayın, kendinizi Arafat’a hazırlayın.

• Son olarak; Hacı adayı Hac yolculuğunun, ticari ya da turistik bir seyahat değil, bir ibadet yolculuğu olduğunu, bu yolda atılan her adımın, çekilen her sıkıntının, bir taraftan kendisine sevap kazandırırken diğer taraftan günahlarını eriteceğini hiçbir zaman aklından çıkarmamalıdır. Hacı sıfatı kazanıp memlekete döndükten sonra ahvalini düzeltip insanlara güzel örnek olmalıdır. Çevresine Hacdayken görebileceği nahoş şeyleri değil, güzellikleri anlatmalıdır. Allah’u Teala kabul olmuş bir Hac ile memleketlerimize dönmeyi nasip etsin. Amin.